sigorta ile insan ahilik bigi

sigorta ile insan ahilik bigi 

 İkinci Tapınak devrinde, yani BabU tutsaklığmdan döndükten sonra,Fı-rizî’ler arasında ezoterik (içrek) bir öğretinin bulunduğunu. Eski Ahine ki Hezekiel nebinin kitabından anlıyoruz. Şu halde bu akımlann dahaBt bil’deyken başlamış olması en kuvvetli ihtimaldir. Hezekiel keşiflerim (Gönü gözüyle ya da gerçek gözüyle görüşlerini) uzun uzun anlatır; Göklerin açıldı ğını gömıüşlür; kuzeyden büyük bir buran kopup gelmiştir (..).
Kabbala evrenin yaradılışı üzerinde de, sadece Tevrat’ın metnindeki söylenenlerle yetinmez; kendi yolunca, bunun ‘nasıl’ını arar(..). İşte Tevrat’ını» zılışında günümüzde bile gösterilen titizlik, tek bir harfin fazla, yadaeksikyt zılması yüzünden bir Tevrat nüshasının sinag^^** -ar alamayışı bu yüzdendir Tevrat’ın sadece metni değil, tek bir harfi bd^^^Hgı^e önemlidir(..).
Bunlar hep İslâm âleminde yaşayan Yahudiler arasında
y. Gerona’da yaşamış olan Kabalacı Esra ben Salomo Tevrat’ın yy ünde, ilk gün anlatılırken ‘ışık’ sözünün beş defa tekrarlanmış Tevrat’ın beş kitabının karşılıkları olduğu anlamını verir
" ıradılış' üa. Tanrının adı oluşu dolayısıyla, Tevrat’tan ışıyan Bu sebeple Tevrat’ı Tanrının varlığından ayırmak, Kabba-miimkan değildir, şu halde Tevrat’ın yaradılmış olmasından söz et-değildir (Bu görüş, Kur’an bakımından, İslâm fıkıhçılanna da ve özellikle Mutezile’ye karşı kullanılacak ve birçok İslâm bilgininin yol açacaktır; sg). Tevrat, Kabbala’cıların (Neo-platoncu; sg) teorisiyle anlatmaya çalıştıkları. Tanrının esrarlı varlığını tem-
’j^ekıedir(.,).
puiada şunu söylemeden geçemeyeceğiz; îslâm Hurufiliğinde de ‘Ayın’ jjjin'ı temsil eder, Ali), ‘Mim’ (Peygamber, Muhammed) ve ‘Sin’ (Selmân) Jalende büyük bir rol oynar. Bu harflerin Kabbala’cılarmkine hemen hemen görülmektedir (..).
Temi’ın gizli ve harflere bağlı anlamlan üzerindeki bu akıl oyunlannın so-jjjda Kabala iki yön aldı: İnanç işlerindeki kurguları sürdürenlerle, Tevrat’ta ıfolduğunu kabul ettikleri güçlerden faydalanmak isteyen ‘uygulayıcılar’, jjalar harf ve sayı mistiğine dayanan ve simya, yani altın yapma ve hayat iklimli aramaya çalışan sözde bilim, falcılık, büydi, sihirbazlık, olacakları önce-isbilmek işlerinde kullanılan çeşitli garip fomıüller ve hesaplan geliştirdi-
“YAHUDİLERÎN BEKLEDİKLERİ MESİH
Her çileli millet bir kurtarıcı bekler ve bütün umut rüyalarında olduğu gibi, onu günden güne daha tabiat üstü bir varlık haline koyar (..). İkide bir onaya çıkan ‘Mehdi’ taslaklarını da duymuşuzdur. Bunların çevrelerine bayii insan topladıklan, hattâ Sudan’da çıkan Mehdi’nin İngiltere İmpara-lorluğu’nu bile uğraştırdığı hep bilinen şeylerdir (..).
Eski İran dininde, Zerdüştçülükte Ahura Mazda ile Angra Mainyu (Ehrimen) arasındaki savaşın başlamasından sonra her biri üçer bin yıl sürecek dört devit geleceği, 9000-12000 yıllan arasında Ahura Mazda’mn. insanlara yardım ıçinZarathustra’yı yer yüzüne gönderdiği, ama bu peygamberden sonra, zaman geçtikçe dünyada ahlâkın bozulacağı inancı vardı.
İşte o zaman Ahura Mazda.^^B^^ra’nm bir gölde saklanmış tohumları yıkanan saf bir bakire^^p^BLbırakacak, bu kızın oğlu da bir pey-
bin yıl sonra, gene böyle mucizen Dir aogumia oır iKincısı, ondan bin .7'^ ra da bir üçüncüsü, ama bu sefer sonuncusu gelecektir. Bu sonuncunu^-
‘Saoshyant’ yani ‘Yardımcı’ olacaktır
Bu Peygamberin günlerinde ölüler mezarlarından kalkacaktır. Ondan ra da Abura Mazda ile Angra Mainyu arasındaki son savaş başlayacak, b^' tülük tanrısıyla birlikte bütün kötülükler ortadan kalkacak ve erimiş maden/
bir ırmakla temizlediği dünyaya ve oradaki mutlulara yalnız Ahura M
İşte eski İranlIların kurtarıcı ‘insan oğlu’ inancı bu idi. YahudilerdeMçjıj^ inancının da, gene Babil sürgünlüğü sırasında doğduğunu görüyoruz. By İsrael oğullarının o zamana kadar hayli ilkel olan dinlerinin son şeklini almj sında İranlIların ne büyük etkisi olduğunu bir kere daha gösterir (..).
Yahudiler ezildikçe Mesih’i bekleyişleri de artmış ve bu özlemleri onlarj^ ‘Ahir Zaman’m çok yakın olduğu inancını vermişti Ama bu ümitboyunj boşa çıkmıştı. Babil tutsaklığından sonra nebi Haggay’la Zekarya, İranlılan„ satrap yaptıklan Davud soyundan Zeruhabel’in Mesih kıral olduğunu söyle, mişlerdi (..). Yahudilerin yurtsuzluk devirlerinde yavaş yavaş bu ‘Tannnuı Devleti’ ülküsü, gerçek bir devleti beklemekten ziyade, bütün dünyada hii. küm sürecek bir ‘Altın Çağ’ bekleyişi haline geldi (..).
Bir de Ortaçağın en büyük Yahudi düşünürü Mose ben Maimon’unnede-diğini görelim; (..). Mose ben Maimon, tabiat üstü bir Mesih’i değil, gerçekbiı kıralı beklemektedir (..). Bu sözleri aynı zamanda Hıristiyanlann İsa’yıMesl saymalarına karşı bir taşlamadır (..).
SABBATAY ZVİ (SEVİ) VE SABATAYCIUK
17. yüzyıl gelmiştir artık; Akıl ve Aydınlanma Çağı derler ona; gerçekten de Galileo Galilei (1564-1642) ‘Tabiat Kitabını, Matematiğin Yardımıyla Okumak’ adındaki kitabıyla klasik fiziğin yolunu açmış, cisimlenı serbest düşme kanunlarını bulmuş, Johann Kepler (1571-1630) bunu, geze genlerin hareketleri kanunuyla tamamlamış, İsaac Newton (1643-1727) çekin kanunlarını matematik kesinlikle meydana çıkarmıştı.
Ama insan zekâsının bu başarılarının yanında gene kopkoyu taassupfc ranlığı sürüp gitmekteydi, gene büyücü diye suçlandırılan zavallılar odun) ğınlarmda can veriyorlardı, gene kiliselerde Tanrıdan ‘Türkleri ve Yahuif yok etmesi’ yakarılıyordu. Ispanya’da, yalnız güneyde. Granada ve dolay' nnda kalmış olan Arapların değil günündekilere, çok daha sonrakilere bile i nek olacak devletleri, 1492 de tamamıyla ortadan kalkmıştı.
Engizisyon, Moriskos (Araplar) ve (Domuzlar anlamına=l
hudüer) artık tamamıyla yok etmişti. Mü^^"^^^ kurtulabilenleri Afrika’ya göçmüşler, Yahudilerden kıjBlU^fl^ütün Avrupa y
ratorluğuna sığınmışlardı (..)• Yahudiler, boyuna sürüp giden I / '"'poğu Avrupa’ya, Polonya ve Rusya’ya çekilmişler, oralarda da-' 'V^"ivet bulabileceklerini ummuşlardı(..). Artık Mesih mutlaka gele-i'^'*^tıe ianı bu bekleyişin en yüksek dereceye eriştiği sırada İzmir’de çı-birden bire Avrupa ve Yakın Doğu Yahudilerinin bekledik-l^Can oluverdi.
h'iayZvi ve onun mezhebi hakkında, yakın zamanlara kadar pek az ^^ardı OsmanlI tarihlerinden sadece Fmdıkhlı Silâhdar Ağa’mnkinde, l<l-' .jHaha®’ başlığı altında, onun Müslüman oluşunun hikâyesi vardır, ^dıiçbir yerde söz konusu olmaz. Ama 1948 yılından beri, aile yadigârla-daima gizli tutulmuş yazmalar özellikle İsrael bilim kurumlannın eli-"„e{ii. Onun için artık oldukça kesin bilgilere sahibiz.
SabbatayZvi (1626-1676) bilgin bir Kabbala’cı idi. Onu sadece itizal (Mu-^jİjıAynlık: Heterodoksi; sg) yoluna sapmış biri olarak değil, biraz da ilk jıjDOİstolarak düşünebiliriz. Çünkü dağılmış olan İsrael evlâtlarının yeniden l^ısjlyurllanna dönmelerini telkin etmekteydi. Belki de bu sırada henüz me-jjlil;iddiasında bulunmaya bile pek niyeti yoktu.
Ama Kudüs’e gitti, orada Gaza’h teolog Nathan (1644-1680) onun pek çe-İBjeniikle ileri sürdüğü Mesihiiğine tanıklık etti. Nathan cezbeye gelen ve iayallergören, tıpkı ilkçağ nebileri gibi biriydi. Onun ‘Tanrı ilhamıyla’ Sab-laiayZvi'nin mesihliğini kabul ve ilân edişi, zaten bunu bekleyen Yahudiler jflsmda büyük bir coşkunluk ve ümit uyandırdı.
1665 ydı ekim ayından 1666 kasım’ına kadar süren bu heyecan yıllannda Mesiiı’İD geldiği müjdesi bütün memleketlerdeki Yahudiler arasında yayıldı. Siıçoklm artık büyük göçe hazırlanıyorlardı, kefaret âyinleri yapılıyor, yüz-ııllardırsüregelen kıyamet tasarımları tek konuşma konuları haline geliyordu
0 zamana kadar pek dar bir çevre içinde saygı gören Sabbatay Zvi 1665 jûodâ Yılbaşı bayramında sinagogda ‘Yaşasın kiralımız Mesih’ bağımıala-nylaselâmlanmışlı. Kudüs’e girişi, özellikle Nathan’ın onun nabisi oluşu sayesinde, adeta bir hükümdarın zaferden dönüşüne benzemişti. Gene o yıl Hamburg'daki sinagogda adet gereğince kirala dua edildiği zaman, onunla aynıpayedeymiş gibi ‘Mesih Sabbatay Zvi’ye de dua edildi. Hülâsa bütün Ya-kdderi bir delilik nöbeti sarmış gibiydi.
Ama Sabbatay Zvi şeriatın altını üstüne getiriyordu. Kesin olarak yasak edilmiş bazı şeylerin mubah olduğunu ilân etmekten çekinmiyordu. Yüzyıllar teyunca Hahamların sıkı bir disiplin altında tutabildikleri, bütün hayatları şe-riaiın buyruklarına göre geçen Yahudiler arasında tam bir anarşi tehlikesi baş göslennişti.
fesih Sabbatay Zvi’nin 1666 yıf * sine çıkardı. Ona inanan|.|':
ğını sanıyorlardı. O sırada çıkan bazı İbranice kitaplarda tarih olarak. ‘Neljî’ı ğin ve devletin yenilenişinin birinci yılı’ cümlesi görülmektedir.
Ama, tebaasının din işlerine karşı hoşgörürlük, hattâ kayıtsızlıkla davrj^. devlete bu kadarı biraz fazla gelmiş olacak ki, Sabbatay Zvi tutuklandı, o zamanlarda daha küçük suçlar için bile uygulanan idam cezasına çarptif,] inadı, Gelibolu kalesinde hapsedildi. Orada 1666 Eylülüne kadar kaldı tuhafı, adeta bir prens gibi yaşadı, uzaktan ve yakından gelen delegeleri kabuj etti. Bunlar kendisine cemaatlerinin güven ve bağlılıklarını bildiriyorlardı(,j Bu durum da Sabbatay’cılar arasında, onun kerametine verilmekteydi, Yj. hudilerin 9 Ab’daki, Kudüs Tapınağının yıkılışı anısı olan uruç günlerini Sak batay buradan, Gelibolu kalesinden yayınladığı bir fermanla resmen, MesiViı, doğumu günü ve bir sevinç bayramı şekline koydu(..). İşte tam bu sıradaPj. dişahın fermanıyla Sabbatay Edirne’ye getirildi ve sorguya çekildi. BunuFıa. dıklılı Silâhdar Mehmet Ağa’dan dinleyelim;
undan akdem İzmir’den bir haham çıfıt zuhur edip taife-i yahudfYa-•hudiler; sg) ziyade meyl-ü rağbet etmeleriyle (fazla ilgi göstermelen üzerine; sg) defi fitne (karışıklığı önlemek; sg) için Boğaz Hisannanefi olunmuştu (sürülmüştü; sg), ol cânibe dahi Yahudiler tecemmu edüb (topla, nıp; sg) itikad-ı bâtılları üzere bu bizim peygamberimizdirdeyübais-ifesadve ihtilâl (karışıklık ve bozulma nedeni; sg) olacak mertebe (derecede; sg)ahvalleri şâyi’ olmağla (halleri duyulmakla; sg) haham-ı mezbûr (adı geçen haham, sg) emr-i padişahile Edirne’ye ihzar (getirilerek; sg) ve mah-ı Rebiülenel (Arabî ayların üçüncüsü; sg)’in onaltıncı Perşembe gün(ü) Has Oda KöşkÜD-de nazargâh-ı Hümâyûnda akd-i meclis olunup Kaymakam Paşa ve Şeyhülislâm Efendi ve Vanî Efendi Haham-ı mezbûm söylettiler,
Padişah Hazretleri pencereden muhtefî (gizli olarak; sg) seyr ve istima’buyurup (dinleyip; sg) ba’dehu küll-i kelâm mezbûr haham ol kendu hakkuıia söylenen türruhatı (saçma sapan sözleri; sg) inkâr eyledi ve leklif-i İslâm olup bu meclisten sonra halâsa mecal yok şayet Müslüman olursan inayetlûPadişahımızdan seni şefaat edelim deyû kat’i kelâm eylediklerinde Haham-ıraezbûı bitevfik-ullahu el-melik-ül-gaffur ol saat mazhar-ı hidayet (Müslümanlığıkabul ederek; sg)-i aliye-i hüsrevâııeden mezbûra yevmi yüz elli akçekapıoıla-sı tekaüdü erzan buyrulup (emekliliği uygun görülüp; sg) ol hinde İçoğlanHamamına konulup tecdid-i libas ettirilip (giysi değiştirilip; sg) bir kürk ve üzerine hil-at-i fâhire giydirilüb bir kise nakd ihsan olundu ve bu mahalde kendileriyle bile İslâma gelen (Müslüman olan; sg) refikine (arkadaşına; sg)datıı atiye-i aliye ile çavuşluk sadaka buyruldu’.
Bu haber Yahudiler üzerinde, beklenmedik bir anda düşen bir yıldırım e' kişi yaptı. Mesih’e o kadar bağlanmış zavallılar birdenbire inançls
rından vazgeçemezlerdi. İçlerinden çoâi^^Hkoe inanmakta devam etti.
ok iyi bilen Gaza’lı Nathan, onlann kıyısında bucağında çıkardı ve bunları dilediği gibi tefsir ederek, yeni bir /^^‘'^Itr^Mesitı'in Yahudiler dışındaki milletlerin arasına girmesi ve on-r iTolan kutsallık kıvılcımlarını tutuşturması ve -kendileri de bun-olan- kutsal kişileri, velîleri uyarması gerekti. Mesih'in bu dav-Tanrının amacının yerine gelmesi içindi
^''hhaiay’ıa dinden çıkması mistik, aynı zamanda tarihsel olan görevinin I Ljrparçasıydı. Bundan sonra o, yeniden ve Mesihliğinin bütün ihtişa-ye kadar, iki ayrı kişilik olarak yaşayacaktı; İç kişiliği ve dış ki-Ve o mutlu sonuca kadar da bunlar birbirinden apayrı olarak kalacak-
gıiiefsirpek hoş değil mi? Ama buna da inananlar az olmadı. Sözde Me-jjjf.göriinüşte Müslüman olarak uzun yıllar yaşadı. Ondan belki bazı şey-j;ruman devletten maaşını aldı, el altından cemaatıyla ilişkilerini sürdürdü. j0çlı Sabbataycılar şimdi Edirne’ye geliyor, gizlice onu ziyaret ediyor, j0ilannıdaha kuvvetlendirmiş olarak yerlerine dönüyorlardı (..).
Sabbalay’ın bu davranışları devletin de gözünden kaçmamıştı. Onu VMVutlıık ta Ülgün’e (Dolcigno) sürdüler. 1676 yılı güzünde orada öldü. Vnabuöliim de Sabbataycılık hareketini kösteklemedi. Ona inananlara göre Sabteiay ölmemiş, sadece ‘Dünyadan çeldimiş’ti (..).
Sabbalay m Müslüman olması karşısında cemaati iki yoldan birini seçmek »nıııdaydı; Yahudi kalmak ve şeriatın bütün hükümlerini harfi harfine yerine îflinııekle birlikte, gizliden gizliye, kendi inançlarım sürdürmek ya da üstad-ianeibi bir müslüman olmak, görünüşte bu dinin icaplarını yerine getirmek, îMgizlice ötekini bırakmamak.
Sabbataycılann çoğu, ikinci yolu tuttu. Her iki gruptakiler de bir zaman bu iffliinıu sürdürdüler. Sabbatay Zvi de kimi zaman, üzerine bir çeşit cezbe geldiği sıralarda, bütün İsrael’in Müslüman olmasını tavsiye etmiş, sonra, normal «anlannda bundan vazgeçmişti. Bu da onun iki kişilikli, hasta biri olduğunu açıkça gösterir.
Beri yandan Padişah’a bütün Yahudileri Müslüman edeceğine söz vemıiş , olduğu da anlaşılmaktadır. Edirne’de Yahudi din bilginleriyle sık sık görüş-I meşine müsaade edilişi bunu gösterir. Onlarla uzun tartışmalara girişmiş, ama sözünü yerine getirememişti. Sürgün edilmesinin nedeni de belki buydu.
Avrapa Yahudileri arasında üç dört kuşak boyunca Sabbataycılık hareketi sürdü; eski Osmanlı İmparatorluğunda bu biraz daha uzun oldu, tıpkı İspanya Mi Maran’lar (Zorla Katolik edilen ama gizlice dinlerini sürdüren Yahudiler gibi, ama onların aksine zorla değil, kendi istekleriyle gizli inançlarını, Müslümanlıkla birlikte, sürdüren bir grup, 19. yüzyıla kadar yaşadı (..).
Müslüman adıyla Efendi diye tanınan Sabbatay Zvi’nin ölü-sigorta